Hayırdaki hayra şükreden anne

HAYIR Haaaaaaayıııııııııııııırrrr !!! Bu olumsuz kelimeyi bütün gücümle haykırışımı hatırlıyorum. O an sanki donmuştu. Sen ve ben hariç, herkes ve her şey cansız duran dekorlar gibiydi. Bir olumsuz kelimenin seninle benim aramdaki bağı sımsıkı tutacağını hiç düşünemezdim. Zaten o günden sonra ne sana, ne kendime, ne de hayata bakışım hiç aynı olmadı güzel bebeğim. Hatırlayamazsın o günü, çok küçüktün. Ama ben sana anlatayım. Küçücük bir zaman diliminin insanın tüm hayatını derinden etkileyen bir güce nasıl sahip olabildiğine şahit oldum o gün. Güzel bir bahar günüydü ve sen 3 yaşındaydın kızım. Baharın aldatıcı ruhunu iyi bilen annen olarak, seni ve çantamı tedbirli kıyafetlerle donatmıştım. Doğduğundan beri kel olan güzel başında uzamaya yeni başlayan, “annesinin yavrusu” kokuları saçan minik saçların vardı. Bu kokuyu sen uyurken içime çekmek, her gün sevgiyle tekrarladığım bir tutkum oldu yıllarca. Daha dokuz aylıkken yürümeye başlamıştın. Senin durdurulmaz kişiliğini ele veren bir dolu detaydan sadece birisiydi bu. Ele avuca sığmaz, sürekli hareket etmek isteyen, kıpır kıpır bir yavruydun. Kahve ve kek keyfi yapmak için gitmiştik o kafeye. Baban, anneannen ve benim son zamanlarda keşfettiğimiz güzel bir mekândı. Oldukça sessiz, sakin ve bol ağaçlı bir yerdi. Birbirinden uzak lojman evleri güzel bir düzenlemeyle inşa edilmişti. Ortasına da bu sevimli kafe yerleştirilmişti. Çoğu servisle gidip gelen lojman sakinlerinin pek seyrek geçen araçları dışında ne araba, ne de motor gürültüsü olurdu. Güven duygusuyla ailelerin oynamalarına izin verdiği çocuklar, yaşları ne olursa olsun, kolayca gruplaşıp kaynaşırlardı. Onların türlü oyunlarından türlü neşeli sesler yükselir, çoğunlukla kuşların cıvıltılarını bastırırdı. O gün cıvıldayan yavruların en küçüğü sendin. Onların yanında öyle mutlu ve coşkuluydun ki, kendini en az onlar kadar büyük zannediyordun. Senin o sevinçli, cıvıldayan halini oturduğumuz yerden seyretmek bizi mutlu ediyordu. Mutluluğumuza taze çekilip pişirilmiş, önümüze getirilmiş kahvenin mis kokulu mutluluğu ekleniyor, o anın keyfini çıkarmaya niyetimiz gülümseyen yüzlerimizden okunuyordu. Sonra bir an o ender geçen araba seslerinden birini duyduk ve hep birlikte o yöne baktık. O mekânda alışılandan daha süratli, daha telaşlı bir hızla yaklaşan arabanın gürültüsü, çocukların oyununu bir anda kesti. Sen hariç tüm çocuklar kenarlara, bir yerlere kaçıştılar. Sen ise onların kaçışmalarını oyunun bir parçası zannettin yavrum. Kaldırım kenarındaki senin kadar bodur bir bitki grubunun yanından doğruca yola koşturdun. Arabayı kullanan telaşlının bulunduğu yerden bitkinin arkasında koşuşturan minik bir çocuğu görme imkânı yoktu. Anneannen, baban ve o an seni seyretmekte olan birkaç kişi donakalmışlardı. Yüzlerindeki memnuniyet ifadesi, dehşet ifadesine dönüşmüş bir halde, tek kelime edemeden taş kesildiler. Her nasılsa, sen öylece koşarken seninle göz göze geldik bir tanem. Evrenin bedenimde topladığı olanca gücümle sana, belki de evrenin kendisine “haaaaaayıııııırrrr” diye haykırdım. Çığlığımda o anı zihnimde ebediyen donduracak gücü hissettim. O an gözlerinden okudum ki, bu gücü senin minik benliğin de hissetti bebeğim… Ve bir anda kaldırımın kenar ucunda “zınk” diye duruverdin. Senin durduğun anda telaşlı araba senin gözlerimdeki görüntünü böldü. Senin varlığından habersiz, benim o an yaşadıklarımdan habersiz öylece önünden geçip gitti. İşte o küçücük zaman diliminde yavrusunu kaybeden tüm annelerin dehşetini, sızısını yüreğimde hissettim güzelim. Her gün alışageldiğimiz varlığımızın nasıl da incecik bir ipliğe bağlı olduğunu anladım derinden. Kokunu içime çekeceğim, seninle anılar biriktireceğim günlerimin henüz bitmediğini gördüğüm için teşekkür ettim tanrıma. Olumsuz gibi duran tek kelimeyle birbirimize bağlanmıştık yeniden. Hayırda hayır varmış meğer.

Hayırdaki hayra şükreden anne” üzerine bir düşünce

  1. Geri izleme: Yeni bir anne hikayesi eklendi. | Sesli Masallar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir