Martı kaşlı, zeytin gözlü çocuk ve annesi

Hafta sonu ilk defa ekmek almaya gönderdim. Öncesinde bolca muhakeme yaptım kendi kendime. Babamız iş için şehir dışındayken tek başıma böyle bir sorumluluk, doğru mu yanlış mı, erken mi geç mi derken en sonunda karar verebildim. Bir anda gözlerinin içi parladı. Heyecandan ne yapacağını bilemedi. Ekmek mi alacağım hangi ekmeği kaç tane bu para yeter mi diye sorarken bir yandan da çabucak giyindi. Kapıdan çıkmadan anne ya sen bir 5 lira daha versene bir de ne alacağımı kağıda yazsana dedi. İlk tecrübesi hiç bir şekilde mahcup olmak istemiyordu. Ya unutursa alacağını ya da ya parası yetmezse çok fena. Bu yüzden hiç itiraz etmeden yaptım dediklerini. Elleri ceplerinde dimdik ve çok mutlu olduğu her halinden belli bir şekilde o kadar tatlı gidiyordu ki camın önünde göğsüm kabararak izledim. Elinde ekmek cebinde para üstü ile geldiğinde, yaşadığı mutluluk gurur belki unuttuğum tahmin edemediğim bir sürü duygu gözlerinden ışık saçıyordu. Biz bu kadar sıradan bir eylem için heyecanlar içindeyken çok değil bundan tam 2 gün sonra ekmek  almaya giden güzel gözlü çocuk evine dönemeden sonsuz yolculuğuna gitti. 269 gün uyanmak için direndi ama olmadı. Tüm yürekler sızlarken annelerin yürekleri dağlandı. Kara gözlü çocuğun annesi kendini hiç bulmamak üzere kaybetti.  Bağırdı, çağırdı, ağladı, haykırdı, gözü kimseyi görmedi, görmek istemedi. Tek isteği yavrusu duysun sesini, gelsin yanına, koşsun kollarına ,çok mu!!!Çok evet bir annenin evladına sarılması dünyadaki en çok duygu ama bu çok duyguyu istemek hiç bir anneye çok değil, en büyük hak. Bu yapılanların cezası yarına kalır ama kimsenin yanına kalmaz. O kara gözlü, martı kaşlı yavru, kuş olup uçtu. Ne olsa annesinin yüreği hafiflemez artık, o acısıyla hayattaki en büyük sınavıyla gözünün feri sönmüş bir şekilde devam edecek mecbur hayatına. O her çocukta çocuğunu görecek yüreği hop oturup hop kalkacak. Peki yüreği hiç oturmayanlar ne olacak. Onlar hiç soluk almadan kinle, öfkeyle kalkan yüreklerinin gerçek sesini hiç duyamadan yavaş yavaş kendi pislikleri içinde yok olmayacaklar mı? Senden bize kalan ekmek kokusu çocuk…Bundan böyle bakkala ekmek almaya giden her çocuğun adımında, aldığı her ekmekte, yediğimiz her lokmada sen de varsın. Işıklar içinde yat.

Martı kaşlı, zeytin gözlü çocuk ve annesi” üzerine bir düşünce

  1. Geri izleme: Sayfa bulunamadı | Sesli Masallar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir